Haha, yine yoğun iş yaşantımla karşınızdayım..
Ne beklediniz ki hem? Bu yaşlarda olmak insanı ne kadar sosyal yapmaya devam etsede, inanın ben onların içinde olmak istemiyorum!
AÄŸabeyimin telefonuna gelen dün gece ki mesajla adeta olduÄŸum yere yığılmıştım; “Sayı veli, ÅŸu ÅŸu ÅŸu isimli öğrenciniz; yarın dershanemizin ilk iÅŸ günüyle, çalışmalarına baÅŸlayabilir.”
Eyv. ablacığım, abiciğim; her kim isen felaket tellalı gibi yetiştin yine, tuz biber oldun tüm konularıma; felsefik yaşamıma..
Oysa ki ben bütün bu hani felaket senaryoları arasında, güzel şeyleri de düşünmedim değil; kendi sınıfım olacak diye hayal ediyordum sonuçta, arkadaşlarım vs.
Ancak sınıfa girdiğimde yine tanıdığım arkadaşlarım vardı ancak, en çok istediklerim yanımda yoktu; satılmıştım! Kahretsin..
Yine okuduğum okulun rahatlığıyla 3 erkek toplamı olarak 25 kızın arasında en rahatları bendim, herkes kendi havasında; kimisinin rimeli akmış, kimisi pisagor bağıntısında takılı kalmış vs..
Ama birkaç ÅŸey, beni benden aldı yani… Matematik hocamınızın ilk konuları, adeta bu sene bana girecek olan Yükseköğretime GeçiÅŸ Sınavı’nın bir taraflarına benim sokacağım edası yarattı..
Ardından gelen Türkçe’de ki kiplerde, fazlasıyla yüreÄŸimi deÅŸti; gelecek zamanla ilgili cümleler kurmaktan alı koyamadı beni yine..
Dershane çıkışı ise bambaşkaydı; ders bitti ama biz hâlâ sınıftaydık, insan 1-2 ayda geçse; özlüyordu o okulda kalan sıralarını.. Biz de öyle yaptık, bol muhabbet; koyu kahve keyfi misali hoş dakikalar geçirdik son anlar..
Åžu anda inandığım kadarıyla, bu sene benim için çocuk oyuncağı; yeni konular eklemek üzere bu baÅŸlığımı da “Günlüklerim” arasında ekleyerek; sizlere küçücük ama yüreÄŸimden kocaman vedamı da ederek; öpüyorum..
Ha satırlarıma nokta koyarken aklıma geldi, kısmet olursa önümüzdeki haftaya uzun bir süreliÄŸine Afyonkarahisar’a gideceÄŸim; sanırım bu dershaneden uzakta kalmama, Antalya’ma bir süreliÄŸine veda etmem anlamına kadar varıyor, bakacağız artık; herÅŸeyin yine hayırlısı…
Sevgilerle..
